Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine YazZiyaretçi Defterine Yaz:

Bayram Tebriği     04 Kasım 2011 13:48 | TRABZON
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
GÜMÜP ailesinin ve tüm meslektaşlarımın mübarek Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutlar;bayramın ilimize,ülkemize ve Türk-İslam alemine hayırlar getirmesini Cenab-ı Haktan niyaz ederim.

Ali ÇELİK
Elektrik Mühendisi
GÜMÜP Trabzon Temsilcisi

ZAFER UÇAN     01 Kasım 2011 15:34 | BAĞCILAR
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Bağcılar GÜMÜŞHANELİLER il derneği başkanı olmam dolayısı ile bizzat arayan, mesaj çeken tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Çıktığımız bu yolda hepinizin öneri görüş ve desteğini beklemekteyim.
Zafer UÇAN

ZAFER UÇAN     01 Kasım 2011 15:32 | BAĞCILAR
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Bağcılar GÜMÜŞHANELİLER il derneği başkanı olmam dolayısı ile bizzat arayan, mesaj çeken tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum.

HASAN PEZÜK     27 Ekim 2011 22:20 | istanbul
Van depremi sonrası tüm milletimiz tek yürek halinde yardımlaşmanın ,dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel örneklerini dost düşman herkese en güzel şekilde gösterdi.Hepimizi üzen ve derinden sarsan deprem hadisesi ne yazik ki ülkemizin bir gerçeği.Tüm ulus olarak Van depreminin yaralarını sarmak için her şeyi yaparken gerekli dersleri çıkarmak içinde aynı gayreti gösterelim.
Hasan PEZÜK

Serkan     27 Ekim 2011 10:18 |
Van'da olan deprem sonrası ölen vatandaşlarımıza Allah'dan rahmet dilerim. Deprem sonrası Türk Milleti yine duyarlılığını göstererek bölgeye geniş çaplı yardımlar yağdırdı.

Bu deprem gerçeği ülkedeki Mühendisliğin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu deprem gösterdiki GÜMÜP olarak ilk panelimiz DEPREM GERÇEĞİ VE TÜRKİYE olmalıdır.

selim kadakal     24 Ekim 2011 09:36 |
Vanda yaşanan deprem dolayısıyle vefat eden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet,yakınlarına sabır diliyorum.Yaralanan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.Sevgili hemşehrilerim lütfen evinizde bulunan battaniye,giyecek ne varsa vandaki vatandaşlarımıza gönderelim.sağduyunuz için şimdiden teşekkür ederim.

ferhat tuncer     22 Ekim 2011 18:40 | gebze
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Değerli hemşehrilerim,

Gebze Taysad org. san. bölgesinde faliyet gösteren sistem teknik sanayi fırınları a.ş. firmasına elektrik &elektronik ve metalurji mühendisi alımı yapılacaktır.
alımda kriter olarak ingilizce konuşabilmesi ve gümüşhaneli olması gözlenmektedir. gümüşhaneliyi biraz açacak olursam ; güvenilir, dürüst, çalışkan, zeki, sorumluluk alabilen vs. ilgili arkadaşların bana mail yolu ile cv lerini gönderebilirler.

firmayı incelemek isteyen arkadaşlar www.sistemteknik.com adresinden inceleyebilirler.

Ali ÇELİK     10 Ekim 2011 08:36 | TRABZON
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

NT HESLERİN ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİLERİ

NT: Nehir Tipi
HES: Hidro Elektrik Santral

NT-HES tesislerinin kurulması aşamasında istenen ÇED raporu sürecinin gerekli bilimsel içerik ve incelikte hazırlanmadan karara bağlandığı görülmektedir. ÇED sürecinde sosyo-ekonomik sorunlar ve sonuçların irdelenmemesi, zaten “matbu evrak” yapısında hazırlanan ÇED raporlarının en zayıf halkasını oluşturmaktadır. Yapılmakta olan HES projelerinden en fazla etkilenecek olan halkın, doğrudan ya da dolaylı ne ölçüde etkileneceği, demografik yapıda beklenen değişimler, bu etkilerin nasıl ortadan kaldırılacağı ile ilgili gerçekçi hiçbir değerlendirme bulunmamaktadır.

Sürecinin güvenilir olabilmesi için, çoklu yapı sistemlerinde her yapı için ayrı ayrı yapılacak ÇED raporları yerine, havza bazında bütün tesislerin ve havzanın etkileşimlerini açıklayan toplam çevresel etki değerlendirme raporlarının hazırlanması daha emniyetli, kapsamlı ve stabil sonuçların ortaya konmasını sağlayacaktır. Ülkemizde ÇED raporları ile ilgili kapsam, hazırlanış ve kontrol edilme şekilleri ile tartışma götüren uygulamalar bulunmaktadır. Oysa gelişmiş ülkelerde ÇED ve fizibilite raporlarının hazırlanmasında büyük titizlik ve ciddiyet vardır.

Elektrik iletim hatları ise ÇED süreci bir yana gündemde bile değildir. Oysa bu hatların geçirilmesinde büyük bir orman tahribatı yapılacağı ve bu alanda ağaçların yeniden büyümesine izin verilmeyeceği bilinmektedir. Enerji hatları için yaptırılacak ÇED raporları olumsuz çıkarsa işletme hizmete girmeyecek midir? Bu durumda iki tartışmalı sonuç ortaya çıkmaktadır:

1- Elektrik iletim hatlarının çevresel yükü bilindiği için ÇED sürecinin dışında bırakılarak olumsuz etkiler daha az gösterilmekte ve santral için ÇED raporunun olumlu çıkması kolaylaştırılmaktadır.

2- Santral bittikten sonra iletim hatları için ÇED istense bile raporun olumlu çıkacağı bilinmektedir veya peşinen olumlu olarak kabul edilmiştir.


Bu görüşlerin yanı sıra ülkemiz gelecek su politikalarımızın şekillenmesinde şu görüşleri de dikkatle değerlendirmesi zaruridir.

•Önümüzdeki çeyrek yüzyılda tatlı su kaynakları üzerindeki uluslararası baskıların artması ve suyun tam olarak ticari bir meta haline getirilmesi beklenmektedir.
•Küresel politikaların diğer ayağı, suyu uluslar arası bir sorun haline getirmek üzerine kurgulanmaktadır.
•Su konusunda çıkan ihtilafların giderilmesi için uluslar arası adalet divanı veya hakem kararıyla çözülmesi gibi öneriler dayatılmakta ve su kaynaklarının paylaşımına dönük bir yaklaşım sergilenmektedir.
Küreselleşme olgusu içerisinde, çok uluslu tekellerin güç kazanması, gelişmiş ülkelerin tarım ve gıda üzerindeki egemenlik kurma istekleri, konuyu daha da karmaşık hale getirmektedir. Bu bağlamda önümüzdeki çeyrek yüzyılda gerçekleşmesi beklenen gelişmeler; gelişmekte olan ülkelerde toprak ve su ilişkilerinin gündemin ilk sıralarına oturması, çevre kirliliğinin önemli boyutlara çıkabilecek olması, tatlı su kaynakları üzerindeki uluslararası baskıların artması, büyük tarım işletmeciliğine doğru yöneliş, su ürünleri üretiminin artması ve deniz ve iç sulardan üretimde daha fazla yararlanılması, ormanların korunması için ayrılan uluslar arası kaynakların artması, terk edilen tarım alanlarının yeniden ormana dönüştürülmesi, şeklinde özetlenebilir.

Bilindiği üzere, kıt bir kaynak olan ve stratejik önemi giderek artan su kaynaklarına daha çok az gelişmiş ülkeler sahiptir. Sağlıklı suya erişim ve kullanım standartlarında sanayileşmiş ülkelerin açık üstünlükleri varken, Afrika ve Asya-Pasifik ülkelerinde giderek artan bir su kıtlığı vardır. Dünyada temiz su kaynaklarına sahip olmayan nüfusu 2015 yılında yarıya indirmek için yılda 50-100 milyar ABD Doları harcama gerekmektedir. World Summit on Sustainable Development (WSSD)’nin tahminine göre 2025 yılından itibaren 3 milyardan fazla insan su kıtlığı ile yüz yüze gelecektir. Bunun nedeni dünya su kaynaklarının yetersizliği değil, kaynakların iyi yönetilememesi olacaktır.

ÖNERİLER

Çevre bütünlüğü dikkate alındığında, günümüzde su kaynakları yönetiminin, bir ekosistem yönetimi olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Diğer deyişle, ormanı ve toprağı tahrip ederek su korumaya önlem alma olasılığı yoktur.

Su yönetiminde, siyasi taleplere karşı teknik irade korunmalıdır. Yöneticilerin teknik ve idari kararlılığı son derece önemlidir.

BM Kalkınma ve Çevre Dünya Zirvesi (1992) ve 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle 1994’te hazırlanan BM Su Raporu’nda; Türkiye, 2005 yılından itibaren kuraklığın baş göstereceği ülkelerden biri olarak gösterilmektedir. Türkiye, kuraklık ve beraberinde meydana gelecek hastalıklar için en tehlikeli yıl olarak görülen 2025’de, ekonomik olarak su sıkıntısını çekecek ülkeler arasında gösterilmektedir.

Su sınırlı bir kaynaktır, talepler ise sınırsızdır. Bu nedenle su kaynakları talebe göre değil, kaynağa göre planlanmalıdır.

Ülkemizde yer alan 26 havzanın her birinin havza yönetim planları oluşturulmalıdır. Su tahsisi yapılırken içme suyu öncelikli olmak üzere doğal yaşam ve çevre su ihtiyaçları göz önüne alınmalıdır.

Çıkış felsefeleri farklı olan enerji yapıları ile doğa koruma, aynı çatı altında olmamalıdır. Bir bakanlık hem doğa korumayı hem de doğadaki büyük yatırımları kontrol ediyorsa, en üst yöneticinin ekolü, bakanlığın genel davranışını ve uygulamaların yönünün tayininde belirleyici olmaktadır. Tartışılan pek çok sorunun temelinde bu organizasyon yapısı yatmaktadır. 8 Haziran 2011 tarihinde çıkarılan kanunla Çevre ve Orman Bakanlığına Şehircilik bakanlığı da eklenerek bir anlamda ormanlar için sonun başlangıcı oluşturulmuştur.

Su insan hakkı olduğu kadar ekosistemin de hakkı olduğu kabul edilmelidir.

Ekolojik olarak bir bütünlük arzeden, özellikle içme suyu kalitesi olarak üst düzeyde olan, biyolojik çeşitlilik varlığı yönünden diğer havzalardan belirgin bir üstünlük gösteren, görsel kalite olarak etkileyici ve turizm varış noktası olarak talep edilen görece bozulmamış havzalar, sadece HES amaçlı değil ekosistemi dönüştürecek büyüklükteki her türlü yatırımdan uzak tutulmalıdır.

HES’ler ancak ekolojik olarak degrade olmuş, su kaynakları kalitesi olarak görece daha az canlı barındıran veya barındırma potansiyelinde olan, çevresel olarak daha az etkilenecek olan bölümlerde inşa edilmelidir. Ancak habitat kalitesi ilgili bilim kuruluşlarından katılım sağlanmalıdır.

Hızla alternatif temiz enerji kaynakları devreye sokulmalıdır.

Yapılan araştırmalar güneş, rüzgar ve jeotermal enerjiden sağlanacak elektriğin dünya ihtiyacını birkaç misli fazlayla sağlayacağını ortaya koymaktadır. HES’lerin ürettiği enerjinin temiz olması, bulunduğu yöreleri mahvetmesine gerekçe kabul edilmemelidir. Örnek olması açısından; Coğrafi konumu itibariyle güneş kuşağı içerisinde yer alan Türkiye, güneş enerjisi kullanımının uygun olduğu bir ülkedir. Ortalama yıllık güneşlenme süresi 2640 saat (günlük toplam 7.2 saat) dir. Türkiye yıllık 160 TWh’lık rüzgar potansiyeli ile Avrupa’daki rüzgar enerji potansiyelinin en yüksek payını bünyesinde barındırmaktadır.

Yine Dünyada jeotermal zenginliği ile yedinci sırada yer alan Türkiye, jeotermal potansiyeli ile toplam elektrik enerjisi ihtiyacının %5’ine kadar, ısıtmada ısı enerjisi ihtiyacının % 30’una kadar karşılayabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bunların ağırlık ortalaması alındığında Türkiye enerji (elektrik+ısı enerjisi) ihtiyacının %14’ünü karşılamaya taliptir. Ancak 2007 itibariyle, jeotermal kaynak potansiyelinin ancak % 7’sini değerlendirebilmiştir (Akpınar ve ark. 2008).

Elektriği tasarruf etmenin üretmekten daha ekonomik olduğu fikri kabul edilmelidir. ABD’de % 30 daha düşük enerji kullanan buzdolabı üreten firmaya 30 milyon Dolar ödül verilerek benzeri uygulamalar teşvik edilmiştir. Ülkemizde de teşvik edici benzeri ödüllendirme sistemleri uygulanmalıdır.

Olumlu ÇED raporları alan ve HES’leri yapım aşamasında olan ya da hizmete giren işletmelerin, inanılması zor tahripler yapması, ÇED raporlarını ya da ÇED sürecinin sağlıklı olmadığını göstermektedir. Örneğin can suyunda kullanılan Tennant yönteminde geçerli olmasına rağmen, ÇED raporlarında alanın ekolojik değerleri irdelenmemekte, peşinen kötü ekosistem sınıfı kabul edilmektedir. Öyleyse ÇED neden istenmektedir ya da yapılmaktadır.

NT-HES projelerinin uygulanmasında yaşanan bir büyük sorun ise ilgili yerel kuruluşların bu sürece gerektiği oranda dahil edilmemesidir.

•HES kararı verilen derelerdeki cansuyu miktarı en az %40-60 olmalı
•HES projeleri yeniden gözden geçirilmeli ve mutlaka sayıları 94 yılındaki sayıda tutulmalıdır.
•İnsanların konut ve hayat sigortası gibi doğa koruma ve su havzalarını korumak, toplumu sigortalamak gibidir.
•Doğanın hizmetlerine bağımlı olmak demek bu hizmetleri korumak zorunluluğu demektir.

•Toplumların bağımlı oldukları ekosistemleri yok etmeleri ise olsa olsa ekolojik intihardır.
•Enerji ithal etmeyelim diye, tüm üretim ve yaşam sistemlerimizi yok edemeyiz. Hep elektriksiz kalmak bile yok etmeye gerekçe olamaz,


•Türkiye’de planlanan 2.000’den fazla dere tipi HES’in toplam kurulu gücü
22 500 mwh ancak kullanılabilir gücü ise 6000-7000 mwh düzeylerindedir. Öyleyse hepsi yapılsa bile 2025 yılının ihtiyacı olan 550 milyar kwh enerji ihtiyacının % 5-10 unun karşılanması ancak söz konusu olabilecektir. Üstelik yurtdışına satılması durumunda tüm gelir yurtdışına transfer edilecektir. Enerji ithal etmeyelim ama kendi elektriğimize verdiğimiz döviz dışarı çıksın. Bunun enerji ithalinden bir farkı olmadığı herkesçe bilinmelidir.

Yurtdışından bu denli yüksek talep, kaynaklarımızın sömürülmesi anlamına gelecek bir kârlılığı ifade etmektedir. Ne yazık ki bu kârlar yurtdışına transfer edilecektir.

Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu

TAHSİN TEKİNIRK     07 Ekim 2011 10:51 | ümraniye
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
BAŞBAKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN ANNESİ TENZİLE ERDOĞAN HANIM EFENDİ TEDAVİ GÖRDÜĞÜ HASTANEDE BU SABAHA KARŞI HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR. CENAZESİ 8 EKİM CUMARTESİ(YARIN) ÖĞLEN NAMAZINA MÜTEAKİP FATİH CAMİİNDE KILINDIKTAN SONRA KARACA AHMET MEZARLIĞINA DEFNEDİLECEKTİR. MERHUME ANNEMİZİN RUHU ŞAD MEKANI CENNET OLSUN. BAŞTA SAYIN BAŞBAKANIMIZ VE AİLESİ OLMAK ÜZERE TÜM MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN. TAHSİN TEKİNIRK
ZİRAAT-GIDA KOM.BŞK.

HASAN PEZÜK     02 Ekim 2011 21:57 | istanbul
Gümüp Elektrik-Elektronik Komisyonu olarak Zafer Uçan kardesimizi tebrik ediyor yeni görevinde başarılar diliyoruz.

Hasan PEZÜK


379
Ziyaretçi defteri kaydı